Bir tren görevlisi iki perondan söz ediyor; siz yalnızca son sayıyı duyuyorsunuz. Kafede siparişinizle ilgili bir seçenek soruluyor ama seçeneğin ne olduğunu çıkaramıyorsunuz. İş görüşmesinde bir isim geçiyor; aynı ismi e-postada doğru yazmanız gerekecek. Bu anlarda konuşmayı sürdürmek için daha fazla kelime bilmenin yanında, eksik bilgiyi nasıl isteyeceğinizi bilmeye de ihtiyaç duyarsınız.

İngilizce konuşurken anlamadığınızda her seferinde bütün cümleyi yeniden duymanız gerekmeyebilir. Bazen sesleri kaçırırsınız, bazen tek bir ayrıntı eksiktir, bazen de kelimeler tanıdık olsa bile mesajın anlamından emin olamazsınız. İyi bir açıklama isteği, karşınızdakine hangi yardıma ihtiyaç duyduğunuzu gösterir. Böylece konuşma, belli bir noktayı birlikte netleştirerek ilerleyebilir.

Önce eksik bilgiyi belirleyin

Kendinize kısa bir soru sorun: “Neyi anlamadım?” Cümle hızlı söylendiyse tekrar veya daha yavaş söyleme isteği uygundur. Yalnızca tarih, fiyat ya da yer adı belirsizse doğrudan o ayrıntıyı sorun. Söyleneni duyduğunuz hâlde nasıl yorumlayacağınızdan emin değilseniz, anladığınız anlamı kısa bir soruyla kontrol edin.

Bu ayrım, her durumda aynı kalıbı kullanma alışkanlığını azaltır. Örneğin bir görevli size uzun bir yol tarifi verdiğinde başlangıç noktasını anlamış, yalnızca hangi durakta ineceğinizi kaçırmış olabilirsiniz. Bütün tarifi yeniden istemek yerine durak adını sormak, konuşmanın ihtiyaç duyulan bölüme dönmesini sağlar.

Avrupa Konseyi’nin 2020 tarihli CEFR Companion Volume belgesinde açıklama isteme, etkileşim stratejileri arasında ele alınır. Belgenin 89. sayfasındaki tanımlayıcılar; tekrar isteme, anlaşılmayan bölümü belirtme, ek ayrıntı sorma ve karşılıklı anlamayı kontrol etme gibi becerilere yer verir. Bunlar dil yeterliğini betimleyen örneklerdir; aşağıdaki kalıpları kullanmak tek başına belirli bir seviyeye ulaştığınızı göstermez.

Cümleyi duyamadıysanız yeniden söylemesini isteyin

Konuşmanın başlangıcını kaçırdığınızda kısa ve nazik bir istekte bulunabilirsiniz. Özellikle kalabalık bir yerde, mesajı duyamamak ile bir kelimenin anlamını bilmemek farklı sorunlardır. İsteğinizde bu farkı göstermek, karşı tarafın aynı cümleyi yüksek sesle mi, daha yavaş mı, yoksa başka kelimelerle mi söylemesi gerektiğini anlamasına yardımcı olur.

“I missed the first part. Could you say that again a little more slowly?”
“İlk kısmı kaçırdım. Biraz daha yavaş tekrar söyler misiniz?”

Bu örnekte hem sorun hem de ihtiyaç açıktır. İlk bölümün yeniden söylenmesini ve konuşmanın yavaşlatılmasını istiyorsunuz. Bir ayrıntı kulağınıza takılmışsa bunu da ekleyebilirsiniz:

“I heard the station name, but I missed what comes after it.”
“İstasyon adını duydum ama ardından söylenen kısmı kaçırdım.”

British Council’ın A1 düzeyindeki Checking understanding dersi, tekrar isteme ve anlamayı kontrol etme örnekleri sunar. Bu tür dersleri çalışırken yalnızca cümleleri ezberlemek yerine hangi sorunun hangi isteği gerektirdiğine dikkat edebilirsiniz. Kendi örneğinizde “ilk kısım”, “son cümle” veya “istasyon adı” gibi değişen ayrıntıları kullanmak, kalıbı farklı durumlara uyarlamanızı sağlar.

Tek bir kelime belirsizse o kelimeyi sorun

Konuşmanın çoğunu anladığınızda genel bir açıklama isteği yerine belirsiz ifadeyi işaret edin. Kafede görevli, içeceğinizi nerede içeceğinizi soran bir ifade kullanmış olabilir. İfadenin anlamını bilmiyorsanız siparişinizi baştan anlatmanız gerekmez.

Görevli: “Will you have it here, or would you like it to go?”
Siz: “What does ‘to go’ mean here?”
Görevli: “It means you take your drink with you.”

Sorunuzun anlamı şudur: “Burada ‘to go’ ne demek?” Yanıt da içeceği yanınızda götürme seçeneğini açıklar. Ardından kararınızı söyleyerek konuşmayı tamamlayabilirsiniz: “I’ll have it here, please.” Yani “Burada içeceğim, lütfen.”

Bu örnekte yararlı olan ayrıntı, kelimeyi bağlamıyla sormaktır. “Here” sözcüğü, o ifadenin mevcut konuşmada nasıl kullanıldığını öğrenmek istediğinizi belirtir. Bir kelimenin sözlükte birden fazla karşılığı olabilir; o anda ihtiyacınız olan, siparişinizi etkileyen anlamıdır.

Karşı tarafın açıklaması hâlâ anlaşılmıyorsa farklı bir açıklama isteyin: “Could you explain it with a different example?” Bu cümle “Başka bir örnekle açıklayabilir misiniz?” anlamına gelir. Aynı tanımı tekrar duymak yerine yeni bir bağlam istemiş olursunuz.

Sayı, saat ve yer adlarında ayrıntıyı ayırın

Bir konuşmada yanlış anlaşılan sayı, sonraki adımı değiştirebilir. Tren saatini kaçırdıysanız önce saati sorun, sonra duyduğunuz yanıtı kontrol edin. Bütün bilgileri tek soruya doldurmak yerine bir ayrıntıyı tamamlayıp diğerine geçebilirsiniz.

“I missed the departure time. What time does the train leave?”
“Kalkış saatini kaçırdım. Tren saat kaçta kalkıyor?”

Yanıtı aldıktan sonra emin olmak için “Did you say fourteen thirty?” diye sorabilirsiniz: “On dört otuz mu dediniz?” Burada soru, duyduğunuz bilgiyi sınar. Saati tahmin ederek ifade etmek yerine gerçekten duyduğunuz bölümü kullanın; hiçbir şey duymadıysanız yeniden sorarak başlayın.

Peron numarasında iki olasılık arasında kaldığınızda seçenekleri açıkça ayırın:

“Is that platform three or thirteen?”
“Bu, üçüncü peron mu yoksa on üçüncü peron mu?”

Yer adını duymanıza rağmen hangi yerin kastedildiğini çıkaramıyorsanız başka bir ayrıntı isteyebilirsiniz: “Is that the station near the river?” Bu, “Bu, nehrin yakınındaki istasyon mu?” demektir. Ancak nehir bağlantısını biliyorsanız kullanın; konuşmaya doğrulanmamış bir tahmin eklemeyin. İşaret, sokak adı veya bilinen bir yapı gibi ortak bir referans noktası seçmek daha açıklayıcı olabilir.

Anlamı kontrol ederken kısa bir yorum önerin

Bazen her kelimeyi duyar, yine de ne yapmanız gerektiğini anlayamazsınız. Örneğin görevli bir sonraki istasyonda başka bir hatta geçmenizi söylüyorsa, mesajı kendi kelimelerinizle kontrol edebilirsiniz:

“If I’ve got that right, I need to change at the next station. Is that correct?”
“Doğru anladıysam bir sonraki istasyonda aktarma yapmam gerekiyor. Bu doğru mu?”

Bu sorunun iki parçası vardır: Anladığınız eylemi söylersiniz ve doğru olup olmadığını sorarsınız. Karşı taraf yanıt vermeden hareket etmeyin. “Hayır, iki durak sonra” gibi bir düzeltme gelirse değişen ayrıntıyı yeniden kontrol edebilirsiniz.

Aynı yaklaşım iş hayatında da kullanılabilir. Bir toplantının katılımcıları belirsizse “Is this meeting for our team only, or are the suppliers joining us?” diye sorabilirsiniz. Türkçesi “Bu toplantı yalnızca ekibimiz için mi, yoksa tedarikçiler de katılacak mı?” şeklindedir. Burada bütün toplantı açıklamasını yeniden istemek yerine katılım kapsamını netleştirirsiniz.

British Council’ın uluslararası ortamlarda İngilizce konuşma önerileri, anlamayı kontrol etmeyi konuşan ve dinleyen için ortak bir sorumluluk olarak ele alır. Siz bilgi verirken de önemli ayrıntıyı farklı kelimelerle açıklayabilir, yalnızca “Anladınız mı?” demek yerine somut bir soruyla kontrol edebilirsiniz: “Hangi istasyonda aktarma yapacağız?” gibi.

İsimlerin yazılışını doğrudan kontrol edin

Telefonla veya yüz yüze konuşmada duyduğunuz bir ismi daha sonra yazmanız gerekiyorsa harflerini istemek yerinde olabilir. İsmi duyduğunuz biçimde kaydetmek, doğru yazdığınız anlamına gelmez. Özellikle kişi adı, firma adı veya e-posta adresinde yazılış ayrı bir bilgidir.

“Could you spell your surname for me?”
“Soyadınızı benim için harf harf söyler misiniz?”

Harfleri aldıktan sonra “I have the name as Ellis. Is that E-L-L-I-S?” diyebilirsiniz: “İsmi Ellis olarak aldım. E-L-L-I-S şeklinde mi?” Emin olmadığınız tek harf varsa bütün ismi yeniden istemek yerine onu sorun: “Is the second letter L?” Yani “İkinci harf L mi?”

Sonraki adımda bu kişiye yazacaksanız konuşmada netleşen adı ve bilgileri kullanın. Selamlama, konu satırı ve isteğin düzenlenmesi için İngilizce e-posta yazma rehberinden yararlanabilirsiniz. Açıklama isteme ile yazılı iletişim bu noktada birleşir: Önce doğru bilgiyi edinir, sonra mesajınızda açık biçimde kullanırsınız.

Üç durumla kendi yanıtınızı sınayın

Pratiği yalnızca cümle okuma düzeyinde bırakmayın. Aşağıdaki durumlarda önce kendi sorunuzun ne olacağını söyleyin, ardından örnek yanıtla karşılaştırın. Amaç tek bir doğru cümleyi bulmak değil, sorunuzun eksik bilgiyi açıkça göstermesidir.

1. Durum: Yol tarifindeki cadde adını anladınız ama sağa mı sola mı döneceğinizi kaçırdınız. Uygun bir soru: “When I reach that street, do I turn left or right?” Anlamı “O caddeye vardığımda sola mı, sağa mı dönüyorum?” şeklindedir. “Right” yanıtını alınca “Sağa” ayrıntısını kontrol ederek tarife devam edebilirsiniz.

2. Durum: Kafede iki içecek istediniz; söylenen fiyatın toplam mı, tek içecek için mi olduğunu bilmiyorsunuz. “Is that price for one drink or for both?” diye sorun: “Bu fiyat bir içecek için mi, ikisi için mi?” Karşı taraf “For both” derse iki içeceğin toplamını açıklamıştır. Fiyatı yeniden söylemek tek başına bu belirsizliği çözmeyebilirdi.

3. Durum: Bir iş konuşmasında isim söylendi, fakat başındaki sesi seçemediniz. “Could you spell the first name?” sorusu uygundur: “Adı harf harf söyler misiniz?” Yalnızca daha yüksek ses istemek, yazılışı hâlâ belirsiz bırakabilir.

Yanıtlarınızı değerlendirirken üç noktaya bakın: Eksik ayrıntıyı söylediniz mi, karşı tarafın yapmasını istediğiniz şey açık mı, gelen cevaptan sonra konuşmayı sürdürebildiniz mi? Bir arkadaşınızla çalışırken doğru bir açıklamanın yanında bir düzeltme yanıtı da deneyin. Böylece yalnızca beklediğiniz cevabı değil, önceki yorumunuzu değiştiren cevabı da dinlersiniz.

Konuşmayı küçük ama tamamlanmış bir adımla sürdürün

Karşı taraf uzun bir açıklama yaptığında yeni ayrıntılar da belirsizleşebilir. Böyle bir durumda aynı anda üç soruyu takip etmeye çalışmayın. Önce kararınızı etkileyen bilgiyi seçin; saat, yer veya seçenek netleşince diğer noktaya geçin. Bilgiyi hâlâ çıkaramıyorsanız anladığınız izlenimini vermeden konuşmayı durdurup kısa bir açıklama isteyin.

Açıklama isteme cümlesinin ardından bir karşılık verin. Netleşen seçim için siparişinizi söyleyebilir, düzeltilen saati tekrar kontrol edebilir veya doğru yazılış için teşekkür edebilirsiniz. Bu son adım, eksik bilginin tamamlandığını ve konuşmanın ilerleyebileceğini gösterir.

Kendi çalışma listenizi günlük ihtiyaçlarınıza göre hazırlayın: bir tekrar isteği, bir ayrıntı sorusu ve bir anlam kontrolü yeterli bir başlangıç olabilir. Her cümleyi farklı bir durumla eşleştirin; hangi noktada kullanacağınızı da düşünün. Dinleme ve konuşmayı karşılıklı alıştırmalarla çalışmak için GaziDil İngilizce kursu sayfasından eğitim seçeneklerini inceleyebilirsiniz.